Skip navigation links
Genel Bilgiler
TR - Güncel Görünüm
Ekonomik Görünüm
Hukuki ve Siyasi Yapı
Türkiye'de Yaşam
Bu sayfa yazıcı önizleme sayfasıdır.
Sayfaya geri dönmek için tıklayın.
Sayfayı yazdır
 

Hukuki ve Siyasi Yapı 

Anayasa

 

Türkiye Cumhuriyeti, Anayasası’nı ilk kez 1924 yılında değiştirmiştir. 1924 Anayasası, en başta ulusal egemenlik olmak üzere, 1921 Anayasası’nın temel ilkelerini taşımaya devam etmiştir. 1921 Anayasası’nda olduğu gibi 1924 Anayasası’nda da Türkiye Büyük Millet Meclisi “ulusun yegâne temsilcisi” sayılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasası, 1961 yılında yeni değişikliklerle iki meclisli bir Parlamento sistemini getirmiştir. Bu sistemle birlikte Parlamento 450 milletvekilinden oluşan Millet Meclisi ve genel oyla seçilen 150 üye ile Cumhurbaşkanı tarafından seçilen 15 üyeden oluşan Cumhuriyet Senatosu’ndan meydana gelmiştir. 1961 Anayasası’na göre bu iki meclis yeni Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni oluşturmaktaydı. 1982 yılında yapılan halk oylamasıyla, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndaki üçüncü grup değişiklikler yürürlüğe girmiştir. Türkiye hâlen egemenliğin kayıtsız şartsız ulusa ait olduğu 1982 Anayasası ile yönetilmektedir.

 

1982 Anayasası, Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bir bütün olduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu vurgulamaktadır. Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. 1982 Anayasası bütün temel insan hak ve özgürlüklerini tanımaktadır. Bu hak ve özgürlükler arasında ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, yerleşme ve seyahat özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, düşünce ve kanaat özgürlüğü, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü, dernek kurma özgürlüğü, haberleşme özgürlüğü, özel hayatın gizliliği, mülkiyet hakkı, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, hak arama özgürlüğü, adil yargılanma hakkı ve bilgi edinme hakkı bulunmaktadır.

 

TBMM, 1982 Anayasası’nı daha demokratik bir hale getirmek ve ülkedeki demokratik hak ve özgürlüklerin kapsamını genişletmek amacıyla söz konusu Anayasa’ya ilişkin birçok değişikliği yürürlüğe almıştır. Anayasa’da değişiklik yapılmasına ilişkin çalışmalar, AB’nin 1999 yılında Türkiye’yi aday ülke olarak tanıması ve 2005 yılında Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin başlatılmasına karar verilmesinden sonra önemli ölçüde hız kazanmıştır.

 

Yasama Yetkisi

 

Yasama yetkisi Türk ulusu adına Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne aittir ve bu yetki devredilememektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 550 milletvekilinden oluşmakta ve TBMM seçimleri dört yılda bir yapılmaktadır. Tüm ulusu temsil eden milletvekilleri görevlerine başlamadan önce yemin etmek zorundadır.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görev ve yetkileri arasında kanun teklif ve tasarılarını kabul etmek, kanunları değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulu’nu (Kabine) ve Bakanları denetlemek; Bakanlar Kurulu’na belirli konulara ilişkin olarak kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek (bu yetkinin kapsam ve amacının açıkça belirtildiği ayrı bir yetki kanunuyla); bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek; para basılması; savaş ilan etmek, sıkıyönetim ve olağanüstü hal konularında karar vermek; uluslararası anlaşmaları onaylamak ve Anayasa’ya uygun olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte üçü ile genel ve özel af ilanlarına ilişkin karar vermek bulunmaktadır.

 

Yargı Yetkisi

 

Türkiye’de yargı yetkisi Türk milleti adına bağımsız mahkemeler ve yüksek yargı organlarınca kullanılmaktadır. Anayasa’nın yargı yetkisine ilişkin bölümü hukukun üstünlüğü ilkesine dayalıdır. Yargı yetkisi mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı ilkelerine dayanmaktadır. Hâkimler görevlerinde bağımsız olup Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermektedir.

 

Türk hükümetinin yasama ve yürütme organları mahkeme kararlarına uygun hareket etmek zorundadır. Ayrıca, bu organlar ilgili mahkeme kararlarını değiştirememekte veya bu kararların uygulanmasını geciktirememektedir. İşlevsel açıdan, Anayasa’da ikili bir yargı sistemi belirlenmiş olup yargı sistemi bu doğrultuda idari yargı ve adli yargı olarak ayrılmıştır.

 

Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Uyuşmazlık Mahkemesi, Anayasa’nın yargı yetkisine ilişkin bölümünde belirtilen yüksek mahkemelerdir. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Sayıştay, Anayasa’nın yargı yetkisine ilişkin bölümde belirtilen özel işlevleri yürüten diğer iki yüksek yargı kurumudur.

 

Yürütme Yetkisi

 

Türkiye’de yürütme yetkisinin ikili bir yapısı bulunmaktadır. Yürütme yetkisi, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu (Kabine) tarafından yerine getirilmektedir.

 

Cumhurbaşkanı

 

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı devletin başıdır; Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk ulusunun birliğini temsil etmektedir. Cumhurbaşkanı, 40 yaşını doldurmuş ve yükseköğrenimini tamamlamış Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından veya bu koşulları karşılayan ve milletvekili seçilme yeterliliği bulunan Türk vatandaşları arasından halk oylaması ile seçilmektedir. Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır ve bir kişi en fazla iki dönem için Cumhurbaşkanı seçilebilir.

 

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının yasama, yürütme ve yargı erklerine ilişkin görev ve yetkileri vardır. Cumhurbaşkanı, ayrıca, Anayasa’nın uygulanması ve devlet organlarının düzenli ve uyumlu bir şekilde çalışmasından sorumludur.

 

Başbakan ve Bakanlar Kurulu


Bakanlar Kurulu (Kabine), Cumhurbaşkanı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından atanan Başbakan ve Başbakan tarafından aday gösterilip Cumhurbaşkanı tarafından atanan Bakanlardan oluşmaktadır. Bakanlar milletvekilleri arasından atanabileceği gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olmayan ancak milletvekili seçilme yeterliliğine sahip kişiler arasından da atanabilirler. Bakanlar, gerekli görüldüğünde Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından görevlerinden alınabilirler.

 

Bakanlar Kurulu’nun temel görevi, devletin iç ve dış politikalarının açık ve kesin bir biçimde belirlenip uygulanmasıdır. Bakanlar Kurulu, görevlerinin yerine getirilmesinde Meclis’e karşı sorumludur.