|
|
Bu sayfa yazıcı önizleme sayfasıdır.
Sayfaya geri dönmek için tıklayın.
Sayfayı yazdır
Kategoriler
Çalışma süresi:
- 1 ile 5 yıl arasında ise (5. hizmet yılı dâhil), yıllık ücretli izin süresi 14 günden az olamaz.
- 5 yıldan fazla ancak 15 yıldan az ise, yıllık ücretli izin süresi 20 günden az olamaz.
- 15 yıl (15. hizmet yılı dâhil) ya da bundan daha fazla ise, yıllık ücretli izin süresi 26 günden az olamaz.
- Ulusal bayramlar – 5 gün
- Yılbaşı tatili – 1,5 gün
- Dini bayramlar – 8 gün
- Evlenme – 3 gün
- Cenaze – 3 gün
- 2 günlük mazeret izni.
Genel olarak, haftalık normal çalışma süresi 45 saati aşamaz. 45 saat sınırını aşan çalışmalar “fazla mesai” olarak kabul edilir.
- Fazla mesai ücreti, bir saatlik çalışma ücreti miktarının % 50 oranında yükseltilmesi ile hesaplanır.
- Ulusal bayramlarda ve genel tatil günlerinde çalışan işçilere o günlerin ücretleri tam olarak ödenir.
- Haftalık normal çalışma süresi gerektiğinde çalışma günleri arasında dağıtılabilir; ancak günlük çalışma süresi 11 saatlik sınırı aşamaz. Fazla mesai süresi yılda 270 saatlik toplam çalışma sınırını aşamaz.
- İşverenler, çalışma etkinliklerine ara verilmesinin ardından 2 aylık bir süre için herhangi bir gerekçe ile ek çalışma talebinde bulunabilir.
- Geçmişte çalışılmayan süreler için yapılan telafi çalışması günlük azami çalışma süresini aşamaz ve günde 3 saatten fazla olamaz. Bu durumlar fazla mesai kapsamında değerlendirilmez.
Gece mesaisi süreleri 7,5 saatlik sınırı aşamaz. “Gece” çalışması en geç saat 20.00'da başlayıp en erken saat 06.00'da sona eren ve en fazla 11 saat süren bir çalışma olarak tanımlanır.

Kaynak: Yükseköğretim Kurumu Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM).
Evet, Türkiye’de yabancı uyruklu kişilere eğitim olanağı sağlayan ve uluslararası ölçekte tanınmış okullar bulunmaktadır.
ÖZEL ULUSLARARASI OKULLAR: Bu okullara yalnızca yabancı uyruklu öğrenciler kabul edilir. Bu okulların müfredatı ilgili okul yönetimlerince hazırlanır ve Milli Eğitim Bakanlığı’nca onaylanır. Şu anda bu statüdeki okulların sayısı 27’dir.
ÖZEL AZINLIK OKULLARI: Bu okullar Osmanlı İmparatorluğu döneminde Rum, Ermeni ve Yahudi azınlıklar tarafından kurulmuş olan okullardır. Bu okullarda azınlık cemaatlerine mensup Türk uyruklu öğrenciler eğitim görür. Söz konusu okullarda Türkçe eğitimin yanı sıra, azınlık dillerinde eğitim verilmesine de izin verilmektedir. Şu anda Türkiye’de toplam 41 azınlık okulu bulunmaktadır. Bunların 19’u Ermeni, 19’u Rum, 3’ü Yahudi okuludur.
ÖZEL YABANCI OKULLAR: Bunlar, Lozan Antlaşması kapsamında yabancılar tarafından kurulmuş olan 31 okuldur. Bu okullar, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Fransa, Almanya, İtalya, Avustralya ve ABD vatandaşı olan kişiler tarafından kurulmuştur. Bu okullara Türk öğrenciler de kayıt yaptırabilir.
Türkiye’de yüksek öğretim kapsamı dışındaki eğitim ve öğretim etkinlikleri çoğunlukla Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde yürütülür. MEB bu etkinlikleri gerek kendi içinde gerekse ilgili sektörlerde ve sanayi dallarında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlarla iş birliği yaparak yönetir. Türkiye İş Kurumu’nun (İŞKUR) ve sendikaların yanı sıra, Mesleki Eğitim ve Küçük Sanayi Destekleme Vakfı (MEKSA) gibi vakıflar ve Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) da mesleki eğitim ve öğretim programları sunmaktadır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı olan İŞKUR, insan kaynaklarının geliştirilmesinden sorumlu resmi istihdam kurumudur. İŞKUR’un sorumlulukları şöyledir:
- Kamu kuruluşlarına ve özel kuruluşlara istihdam hizmetinin sunulması
- İstihdamın geliştirilmesine yönelik önlemlerin uygulanması
- Özel istihdam bürolarına yetki verilmesi
Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, işsizliğin azaltılmasına yönelik mesleki eğitim ve öğretim programlarını etkin bir şekilde desteklemektedir. Hükümet ayrıca, mesleki eğitim alanında Avrupa Birliği ile geniş kapsamlı bir iş birliği içerisindedir.
Özel sektör ve ilgili meslek kurumları mesleki eğitim olanaklarını desteklemekte ve bu olanaklardan yararlanmaktadır. Kamu sektörünün bu tür öğretim etkinliklerine ve kurslara sağladığı katkı ve yardımlar sayesinde çalışmaya hazır, nitelikli ve becerikli kişilerin bulunduğu bir iş gücü havuzu meydana getirilmiştir. Ayrıca, KOSGEB gibi kuruluşlar danışmanlık/eğitim, teknoloji geliştirme/inovasyon, uluslararası iş birliği, ihracat teşviki, girişimciliğin geliştirilmesi, bilgi teknolojisi, kalite düzeyinin artırılması ve bölgesel kalkınma gibi alanlarda çok çeşitli destekleme projeleri yürütmektedir. Bu projelerin yanı sıra, İŞKUR da kuruluşlara eğitim seminerleri sunmaktadır.
Gayrimenkul edinilmesinde “karşılıklılık ilkesi” esas alınır ve bu ilkeye göre kendi ülke sınırları içerisinde Türk vatandaşlarının gayrimenkul edinmesine izin veren bir ülkenin vatandaşları Türkiye’de gayrimenkul edinebilirler. TYDTA’nın Uluslararası temsilciler ağı söz konusu olduğunda, karşılıklılık ilkesi Hindistan, Çin, Kazakistan ya da Körfez ülkeleri için geçerli olmaz.
Organize sanayi bölgeleri ile serbest bölgelerdeki araziler devletin ya da özel şahısların mülkiyetindedir. Organize sanayi bölgelerinde bulunan devlete ait araziler tahsis edilebilirken, organize sanayi bölgelerinde ve serbest bölgelerde bulunan özel şahıs mülkiyetindeki araziler satılabilir ya da kiralanabilir.
Serbest Bölgeler aşağıdaki nitelikleri taşıyan özel bölgeler şeklinde tanımlanır:
Dış ticaret ve diğer mali ve ekonomik alanlara ilişkin geçerli mevzuatın uygulanmadığı ya da yalnızca kısmen uygulandığı veya yeni bir mevzuat denemesinin uygulanmakta olduğu yerlerdir.
Ülkenin diğer kesimleri ile karşılaştırıldığında, bazı sanayi ve ticaret etkinliklerine ilişkin olarak ticaret hacmini ve ihracatı artırmaya yönelik özel önlemler alınmıştır.
Serbest Bölgeler Kanunu uyarınca, Serbest Bölgelerin kurulması ve faaliyete geçirilmesinin ana hedefleri, ihracata yönelik yatırımların ve üretimin artırılması, doğrudan yabancı yatırımların ve en yeni teknolojilerin ülkeye çekilmesi, işletmelerin ihracata yönlendirilmesi ve uluslararası ticaretin geliştirilmesi olarak belirtilmiştir.
Türkiye’de AB ve Orta Doğu pazarlarının yakınında faaliyet gösteren 20 Serbest Bölge bulunmaktadır. Bu Serbest Bölgeler Akdeniz, Ege ve Karadeniz’deki başlıca Türk limanlarının yanı başında yer almaktadır ve uluslararası ticaret güzergâhlarına kolay erişim olanağı sunmaktadır.
Organize Sanayi Bölgeleri (OSB), şirketlerin, kullanıma hazır altyapı ve sosyal tesisleri ile yatırımcılar açısından elverişli olan bir ortamda faaliyet göstermelerini sağlamak üzere tasarlanmıştır.
Bu bölgelerde sağlanan mevcut altyapı tesisleri yol, su, doğal gaz, elektrik, haberleşme olanakları, atık arıtma tesisleri ve diğer hizmetleri içermektedir.
OSB’ler tarafından yatırımcılara verilen tahsis izinleri aşağıda yer alan durumlarda ve belirtilen zaman dilimleri içinde iptal edilebilir:
- Yatırımcının inşaat izni almak üzere projeyi OSB'ye göndermemesi ve bir yıl içinde Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu’nu edinmemesi
- Yatırımcının gerekli inşaat iznini aldığı tarih itibarıyla 2 yıl içinde inşaat çalışmalarına fiili olarak başlamaması
- Yatırımcının inşaat izninin çıktığı tarih itibarıyla 3 yıl içinde üretime başlamaması
Şirket kurucusunun bir tüzel kişi olması halinde aşağıdaki belgelerin sağlanması gerekir: Dilekçe, Kuruluş Bildirim Formu, Ana Sözleşme, Faaliyet Belgesi, Vekâletname, İmza Beyannamesi, Banka Dekontunun Aslı, Oda Kayıt Beyannamesi, Taahhüt Mektubu, Oturma İzin Belgesi ve Yönetim Kurulu Kararı.
Şirket kurucusunun gerçek kişi olması durumunda, Yönetim Kurulu Kararı gerekmez; ancak yukarıda belirtilen belgelere ek olarak şirket kurucusunun nüfus cüzdanının ya da pasaportunun da sağlanması gerekir.
Türk bankalarından kredi alınması konusunda herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır. Krediler esasen şirketin ve şirket paydaşlarının mali durumlarına dayalı olarak verilir.
Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu uyarınca, yabancı yatırımcılar yatırımın tamamını özsermaye ile finanse edebilir. Özsermayenin yetersiz kalması ya da mali kaldıraç gerektirmesi durumunda, yatırımların bir kısmı özsermaye diğer kısmı da krediyle finanse edilebilir. Sermaye; diğer para birimlerine çevrilebilen ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından alınıp satılan nakit para, (devlet tahvilleri hariç olmak üzere) yabancı şirketlerin hisse senetleri ve tahvilleri, makineler ve ekipman, fikri ve sınai mülkiyet hakları, yeniden yatırılmış kazançlar, gelirler, mali hak iddiaları ya da yatırımla ilgili başka herhangi bir mali değer hakkı biçiminde olabilir.
Ticari bankalardan kredi alınması tamamen projeye, güvenilirlik düzeyine ve teminata bağlıdır. Bunun dışında, genel rejim koşulları kapsamında belirli birtakım koşulların karşılanması durumunda sağlanan başlıca teşviklerden biri (yatırımın türüne bağlı olarak belirli bir miktar ile sınırlı olacak şekilde) bütçe kaynaklı kredi tahsis edilmesidir. Türkiye’nin genel teşvik sistemi çerçevesinde nakit desteği programı yer almaz.
Şirketin, gerekli onay için üst düzey bir denetim kuruluşu (örneğin, Sermaye Piyasası Kurulu ya da Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu) tarafından izlendiği durumlar dışında, yatırım kârlarının yatırımcının ülkesine geri gönderilmesine ilişkin olarak herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır. Kârın yerli gerçek kişilere ya da yabancı uyruklu gerçek/tüzel kişilere verilmesi durumunda, % 20 oranındaki kurumlar vergisinin ödenmesinden sonra bir de % 15 oranında temettü stopaj vergisi ödenir. Türkiye’de uygulanan vergi sistemi kapsamında, % 15'lik temettü stopaj vergisi oranı vergiye tâbi olan bütün varlıklar için geçerlidir ve bu oran vergi kesintisi yapılmış kâr üzerinden uygulanır. Türkiye’nin imzaladığı Çifte Vergilendirme Anlaşmaları sayesinde ülkedeki temettü stopaj vergisi oranları uygundur.
Türkiye’nin çeşitli ülkelerle imzaladığı 70'e yakın Çifte Vergilendirme Anlaşması (ÇVA) bulunmaktadır. ÇVA kapsamında belirlenen temettü stopaj vergisi oranı genel % 15'lik orandan düşük ise ÇVA oranı geçerli olur.
Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu uyarınca, yabancı yatırımcılar temettülerini yurt dışına transfer etmekte serbesttir. Ancak, Türk Ticaret Kanunu’nda belirtilen yasal ihtiyat koşullarının da karşılanması gerekir. Döviz mevzuatında temettü ödemelerine ilişkin herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır; ancak temettü stopaj vergisinin yatırım kârlarının yatırımcının ülkesine geri gönderilmesinden önce ödenmesi gerekir. Bu, transferi gerçekleştiren bankalar tarafından kontrol edilir.
Türkiye’deki cari açığın önemli bir bölümü enerji ithalatından kaynaklanmaktadır. Enerji alanında dışa bağımlı bir ülke olan Türkiye'nin cari işlemler dengesi enerji fiyatlarındaki değişikliklere karşı son derece duyarlıdır.
2003 yılında başlatılan yapısal reform süreci yeni, dinamik ve uluslararası alanda çok daha fazla bütünleşmiş bir Türkiye’nin ortaya çıkması ile sonuçlanmıştır. Bankacılık, telekomünikasyon, enerji, tütün ve tarım gibi temel pazarların rekabete açılması ve planlı bir özelleştirme sürecine tâbi tutulması, Türkiye pazarının etkili bir serbest pazara dönüşme yolunda ilerlediğini göstermektedir.
Aşağıdaki çalışmaların da net bir şekilde gözler önüne serdiği üzere, Türkiye yatırım ortamını iyileştirmek üzere etkin bir politika uygulamaya karar vermiştir. Türkiye’de ulusal Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) adlı bir kurul oluşturulmuştur. Kurulun görevleri arasında şunlar bulunur: doğrudan yatırımlara ilişkin yönetmeliklerin akılcı bir biçimde düzenlenmesi, yatırım ortamındaki rekabet gücünün artmasını sağlayacak politikaların geliştirilmesi ve yerli ve yabancı yatırımcıların karşı karşıya kaldıkları bütün bürokratik sorunların önlenmesi. Hükümet ayrıca, dünyanın en önemli 20 şirketinin yönetim kurulu başkanlarını bir çalışma günü boyunca Başbakan ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ile Türkiye’de bir araya getiren uluslararası “Yatırım Danışma Konseyi” adlı bir konseyin oluşturulmasını da sağlamıştır. Yatırım Danışma Konseyi toplantısı daima kamuoyuna açıklanan bir öneri listesi ile son bulur. Bu girişimler, özel sektörün ekonomide oynadığı rolün geliştirilmesine yönelik olarak atılan belirgin adımlardır.
Ekonomi alanında gerçekleştirilen önemli sayıdaki bir dizi ek reform Türkiye’deki genel yatırım koşullarını değiştirmiştir. Meclis'in 2003 yılında uygulamaya koyduğu yeni Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, yerli ya da yabancı farkı gözetilmeksizin, tüm yatırımcılara eşit muamele edileceğini garanti eder. Türkiye’nin ekonomik gücü son altı yılda çarpıcı bir şekilde artmıştır.
a. Medya, radyo ve televizyon yayıncılığı Radyo ve televizyon yayın kurumlarının kuruluşlarını düzenleyen kanunun 29. maddesi uyarınca, medya-radyo ve televizyon yayıncılığı sektöründe faaliyet gösteren özel bir şirketteki yabancı sermaye payı ödenen sermayenin % 25'ini geçemez. Bir radyo ve televizyon şirketine ortak olan herhangi bir yabancı yatırımcı bir başka özel şirkette hisse sahibi olamaz. (Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Madde 29).
b. Petrol Doğrudan doğruya petrolle ilgili faaliyetlere yatırım yapmak isteyen yabancı şirketlere ilişkin koşullar Petrol Kanunu'nun 12. Maddesine tabidir.
c. Hava yolu ile yük ve yolcu taşımacılığı Ticari hava yolu taşımacılığı ile ilgilenen şirketlerdeki paydaşların çoğunluğunun Türk vatandaşı olması gerekir. Özel şirketlerin yöneticilerinin ve temsilcilerinin çoğunluğu da Türk vatandaşı olmalıdır. (Ticari Hava Taşıma İşletmeleri Yönetmeliği, Madde 8).
d. Havaalanı yer hizmetleri A veya C Grubu Çalışma Ruhsatı almak için talepte bulunan özel şirketlerin yöneticilerinin ve temsilcilerinin çoğunluğu Türk vatandaşı olmalıdır ve şirket kurallarına göre oy çoğunluğunun Türk vatandaşı olan katılımcılarda olması gerekir. (Havaalanları Yer Hizmetleri Yönetmeliği, Madde 7).
e. Hava alanı işletmeciliği Bu pazarda özel sermaye yatırımına ilişkin herhangi bir sınırlama olmamasına rağmen, yabancı şirketlere ruhsat verilmesi Türk Silahlı Kuvvetleri'nin onayına tâbidir. (Türk Sivil Havacılık Kanunu, Madde 34).
f. Demir yolu taşımacılığı altyapı hizmetleri Türkiye’de demir yolu taşımacılığı altyapı hizmetlerinin sağlanmasından sorumlu olan tek kurum Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları kurumudur.
g. Liman işletmeciliği Liman işletmeciliği sektöründe faaliyet gösteren bir özel şirketteki yabancı sermaye payı % 49'u geçemez. Yabancı ortaklı özel şirketin yöneticilerinin ve temsilcilerinin çoğunluğu Türk vatandaşı olmalıdır ve şirket kurallarına göre oy çoğunluğunun Türk vatandaşı olan katılımcılarda olması gerekir. (Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun, No. 4046).
h. Kara suları ve nehir taşımacılığı Türkiye kara sularında ve nehirlerinde taşımacılık faaliyetleri ve ticaret faaliyet yürütme hakkı yalnızca Türk vatandaşlarına aittir. (Kabotaj Kanunu, No. 815).
i. Yat limanı işletmeciliği Yabancı sermayeli şirketlerin yat limanı işletmeciliği sektöründe faaliyet gösterebilmesi ancak Türk vatandaşları ile ortaklık kurmaları durumunda mümkündür. (Turizm Teşvik Kanunu, No. 2634).
Sektör başına düşen aktif büyüklükleri açısından değerlendirildiğinde bankaların Türkiye’de lider konumda olduğu görülür. 2009 yılının ilk çeyreğindeki rakamlara göre, finans sektöründeki aktiflerin yaklaşık % 79’u bankalara aittir. Bankaları, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (% 18), finansal kiralama şirketleri (% 1,8) ve faktoring şirketleri (% 1,8) takip etmektedir. 2009 yılı ilk çeyreği itibarıyla sektörün toplam büyüklüğü 958 milyar TL’ye ulaşmıştır.
Mart 2009 itibarıyla Türkiye’deki bankların toplam sayısı 45’tir ve bu bankalarda 171.048 kişi çalışmaktadır.
2008 yılının sonu itibarıyla, Türkiye’deki yabancı bankaların sayısı 17'ye yükselmiştir. Bunun yanı sıra, büyük miktarlardaki doğrudan yabancı yatırımların 2004 ve 2008 yılları arasındaki hedefi finans sektörü olmuştur. Finans sektörüne yönelen DYY miktarı toplamda 28 milyar ABD doları düzeyine ulaşmıştır -Türkiye bu yatırım miktarının yaklaşık olarak yarısını sözü edilen yıllar arasında çekmiştir.
Finans Sektöründeki Denetim Kuruluşlarının Listesi
|
Bankalar |
|
Sermaye Piyasası Kurulu
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu |
|
Katılım bankaları |
|
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu |
|
Sigorta şirketleri |
|
Hazine Müsteşarlığı |
|
Finansal kiralama şirketleri |
|
Hazine Müsteşarlığı |
|
Faktoring şirketleri |
|
Hazine Müsteşarlığı |
|
Gayrimenkul yatırım ortaklıkları |
|
Sermaye Piyasası Kurulu |
|
Emeklilik şirketleri |
|
Sermaye Piyasası Kurulu |
|
Tüketici finansmanı şirketleri |
|
Hazine Müsteşarlığı |
|
Menkul Kıymetler Borsası’nda Faaliyet Gösteren Finansal Aracı Kurumlar |
|
Sermaye Piyasası Kurulu |
Türk finans sektörüne yatırım yapan yabancı yatırımcılar yerli yatırımcılarla aynı koşul ve izinlere tâbidir. Mali mevzuatta yabancı yatırımcılara ilişkin herhangi bir kısıtlama ya da sınırlandırma yoktur. Türkiye’de banka kurulmasına ya da yurt dışında kurulmuş olan bir bankanın Türkiye’deki ilk şubesinin açılmasına izin verilmesi için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun en az beş üyesinin “evet” oyu kullanması gereklidir.
Bütün sigorta ve reasürans şirketlerinin anonim şirket ya da kooperatif şirket olarak kurulması gerekir; bu şirketlerin yalnızca sigorta işlemleri ile ilgili faaliyetleri yürütmesine izin verilmelidir. Ruhsat başvuruları Hazine Müsteşarlığı’na yapılır; ilgili belgeler Sigorta Şirketleri ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 15. maddesinde belirtilmiştir. Hazine Müsteşarlığı’nın başvuruda bulunan şirketin gerekli koşulları karşıladığı yönünde karar vermesi durumunda, ruhsatlar 2 ya da 3 ay içerisinde çıkarılır.
Finansal kiralama şirketleri yalnızca anonim şirket olarak kurulabilir. Finansal kiralama şirketleri ile yabancı şirketlerin Türkiye'de faaliyet gösteren şubelerinin kurulması Hazine Müsteşarlığı'nın bağlı bulunduğu Bakanlığın izinlerine ve denetimine tâbidir.
Türk mali sisteminin hesap tutma ve denetleme standartlarının temelini AB ve OECD normları oluşturur. Risk yönetimi önlemlerinin bütün finansal kurumlarda uygulanmasına ilişkin olarak bir yönetmelik taslağı hazırlanacaktır. Basel II Çerçevesi’ne geçilmesinin yanı sıra, ilgili AB düzenlemelerine uyum sağlanacaktır, ayrıca parasal ve mali istikrarın sağlanabilmesi için bir kredi ve kurumsal yönetim derecelendirme sistemi oluşturulacaktır.
Yeni pazarların ve ürünlerin geliştirilmesi ve mali sistemin derinleştirilmesi kapsamında, altın bankacılığı desteklenecek, şirketlerdeki azınlık paydaşlarının hakları iyileştirilecek ve Körfez ülkelerindeki sermaye birikiminden faydalanmak üzere birtakım finansal araçlar kullanıma sunulacaktır.
Makine İmalatçıları Birliği'nin 2007 yılında gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre, Türkiye’de makine sanayisinde faaliyet gösteren 11.000’den fazla şirket bulunmaktadır ve bu şirketlerin yıllık gelirleri 29 milyar ABD doları düzeyindedir. Bugün, makine imalatı sanayisinin toplam imalat sanayisindeki payı yaklaşık % 4,7'dir.
Türk makine sanayisinin ürün yelpazesi, içten yanmalı motorlar ve türbinler, kazanlar ve brülörler, inşaat makineleri, ağır sanayi makineleri, takım tezgâhı, freze tezgâhı, delme tezgâhı, kesme ve bükme makinesi, ağaç işleme makineleri, pompalar ve kompresörler, el aletleri, havalandırma birimleri, tekstil makineleri, gıda işleme makineleri, kaldırma ve taşıma makineleri, dikiş makineleri, (gerek evlerde gerek sanayide kullanılan) buzdolapları ve çamaşır makineleri, valflar, dişliler ve rulmanlardan oluşur.
Türk makine sanayisi yukarıda adı geçen ürünlerin neredeyse tüm parçalarını ve aksamlarını yüksek kalite düzeyinde ve rekabetçi fiyatlara üretebilmektedir. Yerli üreticilerin üretim sürecine olan ortalama katkıları yaklaşık % 80,85’tir.
Yukarıda da belirtildiği gibi, makine sanayisinin üretim değeri 20 milyar ABD doları civarındadır. Türkiye, üretilen makinelerin değeri açısından Avrupa’da altıncı sırada yer almaktadır. Avrupa’daki toplam makine üretiminin yaklaşık % 5’i Türkiye’de gerçekleşmektedir.
Görece esnek olan üretim süreci ve kaliteli mühendislik uygulamaları nedeniyle, Türk makine sektöründeki ürünlerin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün oldukça yüksek olduğu düşünülmektedir. Türkiye’nin toplam ihracatı ile karşılaştırıldığında, Türk makine sanayisi ihracatta önemli bir artış kaydetmiştir. 2007 yılında, makine sanayisinin ihracat değeri 8,77 milyar ABD doları seviyesindeyken bu miktar 2006 yılı rakamlarına göre % 35'lik bir artışa karşılık gelmekteydi.
2008 yılında ise, makine imalat sanayisinin toplam ihracat değeri 10,25 milyar ABD dolarını aşarak önceki yıla kıyasla % 17'lik bir artış kaydetmiştir.
İhracat Rakamları (Değer: 1.000 ABD doları)
|
İhracat |
3.436.811 |
4.397.455 |
5.512.030 |
6.868.127 |
9.245.040 |
10.927.687 |
Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)
En önemli ihracat malları motor parçaları ve yedek parçalar, buzdolapları ve dondurucular, inşaat ve maden makineleri, çamaşır makineleri, metal ve ağaç işleme makineleri, pompalar ve kompresörler, havalandırma teçhizatı, makine elemanları, tapalar, musluklar ve valfların yanı sıra borular, kazan gövdeleri, depolar, tekneler, gıda işleme ve paketleme makinelerine ilişkin benzer cihazlardır.
Ürün Bazında Makine İhracatı (Değer: 100 ABD doları)
|
Motor Parçaları ve Yedek Parçalar |
875.520 |
1.027.239 |
1.429.695 |
1.478.995 |
|
Buzdolapları ve Dondurucular |
916.421 |
1.158.455 |
1.450.117 |
1.454.162 |
|
İnşaat ve Maden Makineleri |
434.465 |
531.918 |
841.629 |
989.676 |
|
Çamaşır Yıkama Makineleri |
486.522 |
603.841 |
684.002 |
704.854 |
|
Metal ve Ağaç İşleme Makineleri |
275.995 |
357.385 |
540.004 |
673.915 |
|
Pompalar ve Kompresörler |
257.995 |
357.385 |
540.049 |
673.915 |
Kaynak: Dış Ticaret Müsteşarlığı
2008 yılında, % 15,5’lik bir paya sahip olan Almanya, Türk makine ürünlerini ithal eden ülkeler sıralamasında birinci sıradaydı. Türk makine sanayisi ihracatında önemli olan diğer pazarlar ise İngiltere, Fransa, İtalya, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Romanya, İspanya, Irak, İran, Polonya, Kazakistan, Bulgaristan, Azerbaycan, Yunanistan, Ukrayna, Belçika ve Hollanda'dır.
Makine sektörüne yatırım yapan kişilerin yararlanabileceği bir dizi teşvik sistemi vardır: Genel Yatırım Teşvik Rejimi kapsamında, yatırımcılar gümrük vergileri, fon vergileri ve ithal edilen ya da yurt içi pazarlardan satın alınan makine ve teçhizata ilişkin KDV’den muaftır. Yeni başlatılan teşvik planı kapsamında, makine sanayisi desteklenecek temel sektörlerden biridir. Makine sektöründeki işverenlerden alınan kurumlar vergisi daha düşük olacak ve bu işverenlere faiz desteğinin yanı sıra sosyal güvenlik prim katkısı da sağlanacaktır. Üçüncü bir sistem olan Dâhilde İşleme Rejimi, Türk ihracatçılarını teşvik etmek üzere düzenlenmiştir. Makine sanayisi ihracat odaklı bir sanayi olduğundan, söz konusu rejimle sağlanan destek yatırımcılar için de faydalıdır: Dâhilde İşleme Rejimi kapsamında ihracatçılar, ihraç mallarının üretimine yönelik malzemeleri KDV ve gümrük vergisine tabi olmadan tedarik etme olanağına sahip olur.
Makine İmalatçıları Birliği, Türkiye Makine Tanıtım Grubu, Orta Anadolu Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği makine sektörünün önde gelen kuruluşlarıdır.
Türkiye bilgi ve iletişim teknolojileri pazarı ülkenin gayrisafi yurt içi hâsılasının yaklaşık % 4'ünü oluşturmaktadır ve 2002-2008 döneminde 10 milyar ABD dolarının üzerinde bir artış kaydederek 2008 yılında 28 milyar ABD doları seviyesini aşan bu pazar son birkaç yılda önemli ölçüde büyümüştür. Türkiye bilgi ve iletişim teknolojileri pazarının kaydettiği bu hızlı büyüme teknolojik gelişmelerin yanı sıra, Türk toplumunun teknoloji alanındaki bilgilerinin artmasının da bir sonucudur. Bölgedeki stratejik konumu ve nitelikli insan kaynakları ile Türkiye, bilgi ve iletişim teknolojileri alanında faaliyet gösteren küresel şirketlerin Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerindeki faaliyetleri açısından mükemmel bir zemin oluşturmaktadır.
|
|
2002 |
2003 |
2004 |
2005 |
2006 |
2007 |
2008 |
|
Bilgi Teknolojileri Pazarının Tamamı |
2,633 |
2,870 |
3,455 |
4,397 |
5,526 |
6,696 |
7,409 |
|
BT Donanımları |
1,400 |
1,540 |
1,768 |
2,227 |
2,857 |
3,456 |
3,685 |
|
Yazılım |
336 |
393 |
452 |
618 |
880 |
1,260 |
1,491 |
|
Hizmetler |
775 |
847 |
1,122 |
1,412 |
1,619 |
1,768 |
2,006 |
|
Tüketicilere Yönelik Ekipman |
122 |
90 |
113 |
141 |
169 |
210 |
225 |
|
İletişim Teknolojileri |
1,148 |
1,263 |
1,663 |
2,108 |
2,430 |
2,886 |
20,696 |
|
Telekomünikasyon Donanımları |
6,369 |
7,329 |
10,152 |
12,272 |
12,995 |
16,209 |
2,788 |
|
Taşıma Hizmetleri |
7,517 |
8,592 |
11,815 |
14,380 |
15,425 |
19,096 |
17,908 |
|
Toplam |
10,150 |
11,462 |
15,270 |
18,777 |
20,951 |
25,792 |
28,105 |
Kaynak: Interpromedya Informatics – 2009
Türk toplumunun teknoloji alanındaki bilgi seviyesinde meydana gelen yükselme cep telefonu kullanımında gözlemlenebilir; cep telefonu abonelerinin sayısı 2002-2008 döneminde 23 milyonluk bir artış göstererek 2008 yılında 65 milyonu aşmıştır.
|
|
2002 |
2003 |
2004 |
2005 |
2006 |
2007 |
2008 |
|
GSM |
23.323.118 |
27.887.535 |
34.707.549 |
43.608.965 |
52.662.709 |
61.975.807 |
65.824.110 |
|
Sabit Hat |
18.914.857 |
18.916.721 |
19.125.163 |
18.978.223 |
18.831.616 |
18.201.006 |
17.502.205 |
Kaynak: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu
|
|
2004 |
2005 |
2006 |
2007 |
2008 |
|
İhracat |
3,553 |
3,948 |
4,206 |
4,273 |
4,067 |
|
İthalat |
7,352 |
8,366 |
9,025 |
10,753 |
10,376 |
|
Toplam |
10,904 |
12,315 |
13,231 |
15,026 |
14,443 |
Kaynak: Dış Ticaret Müsteşarlığı
Nitelikli iş gücü ve teknolojik gelişmeler, Türkiye yazılım endüstrisinin giderek daha hızlı bir şekilde büyümesine katkıda bulunmuştur. Yazılım endüstrisi 2002 yılından bu yana 336 milyon ABD doları düzeyinde bir artış kaydederek, 2008 yılında 1,5 milyar ABD dolarına ulaşmıştır. Tahminlere göre, yazılım endüstrisinde 2009 yılında % 7’nin üzerinde büyüme; bilgi ve iletişim teknolojileri pazarının toplamında ise % 6’lık bir düşüş beklenmektedir. Araştırma ve Geliştirme alanında kullanıma sunulan yeni teşvik paketi yazılım endüstrisinin daha da fazla büyümesini sağlayacaktır.
2009 yılında Türkiye bilgi ve iletişim teknolojileri pazarının değerinde 2008 yılına kıyasla % 6 oranında bir azalma olacağı tahmin edilmektedir. Bu azalmanın başlıca nedenlerinden biri, son dönemde yaşanan ve reel sektörde ağır bir hasara yol açıp bilgi ve iletişim teknolojileri ürünlerine olan yerel talebi azaltan küresel krizin olumsuz etkisidir. Ancak, pazarların, krizin yarattığı olumsuzlukların etkisinden kurtulup toparlanması ile birlikte bilgi ve iletişim teknolojileri pazarında da canlanma olması beklenmektedir.
|
|
2008 |
2009* |
Fark (%) |
|
Bilgi Teknolojileri Pazarının Tamamı |
7,409 |
6,945 |
-6,3 |
|
BT Donanımları |
3,685 |
2,950 |
-20 |
|
Yazılım |
1,491 |
1,600 |
7,3 |
|
Hizmetler |
2,006 |
2,150 |
7,1 |
|
Tüketicilere Yönelik Ekipman |
225 |
245 |
8,9 |
|
İletişim Teknolojileri |
20,696 |
19,400 |
-3,2 |
|
Telekomünikasyon Donanımları |
2,788 |
2,700 |
-6,7 |
|
Taşıma Hizmetleri |
17,908 |
16,700 |
-6,3 |
|
Toplam |
28,105 |
26,345 |
-6,3 |
Kaynak: Interpromedya Informatics – 2009 *öngörü
Geniş bant kullanma yaygınlığının % 16 civarına ulaşacağı öngörülmektedir. Türkiye’nin artan nüfusunda genç kesimin büyük bir yüzdeye sahip olması, internet aboneliğindeki ve elektronik ticaretteki büyümenin yüksek düzeyde olması olasılığını güçlendirmektedir. Tıpkı telekomünikasyon hizmetlerinde olduğu gibi, 2009-2013 dönemindeki büyüme, (öngörüde bulunulan dönemin ikinci yarısında) artan gelir miktarları ve kişisel bilgisayar (PC) satışlarının yanı sıra, kablolu televizyon ve kablosuz uygulamalar aracılığıyla sağlanan çevrimiçi hizmetlerin kullanılması ile hız kazanacaktır. Türk halkı interneti ve internetin çeşitli kullanım alanlarını giderek daha fazla tanımaktadır ve Türkiye’deki bilgisayar kullanma becerisi artmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı şu anda bilgisayar ve internet kullanımının eğitim sistemine dâhil edilmesine yönelik büyük bir projeye ilişkin çalışmalarını sürdürmektedir.
|
|
2006a |
2007b |
2008b |
2009c |
2010c |
2011c |
2012c |
2013c |
|
Internet kullanıcıları ('000) |
14,048 |
19,614 |
25,238 |
30,525 |
34,761 |
38,565 |
41,894 |
45,130 |
|
Internet kullanma yaygınlığı (her 100 kişi için) |
20 |
27,6 |
35,1 |
42 |
47,4 |
52,1 |
56,1 |
59,9 |
|
Geniş bant aboneliği ('000) |
2,848 |
4,535 |
6,206 |
7,752 |
9,020 |
10,137 |
11,135 |
12,111 |
|
Geniş bant aboneliği (her 100 kişi için) |
4 |
6,4 |
8,6 |
10,7 |
12,3 |
13,7 |
14,9 |
16.1 |
|
a Gerçek. b Economist İstihbarat Birimi tahminleri. c Economist İstihbarat Birimi öngörüleri |
Kaynak: Economist İstihbarat Birimi
2010-2013 döneminde BT harcamalarının yılda % 16 oranında artacağı ve öngörüde bulunulan bu dönemin sonunda 10,6 milyar ABD doları seviyesine ulaşacağı öngörülüyor.
|
|
2006a |
2007b |
2008b |
2009c |
2010c |
2011c |
2012c |
2013c |
|
Toplam BT harcaması (milyon ABD doları)d |
5,533 |
6,922 |
7,038 |
5,867 |
6,970 |
7,924 |
9,162 |
10,594 |
|
Toplam BT harcaması (milyon TL)d |
7,904 |
9,019 |
9,159 |
9,923 |
11,661 |
13,051 |
14,866 |
17,019 |
|
Toplam BT harcaması (TL; büyüme yüzdesi) |
15,8 |
14,1 |
1,6 |
8,3 |
17,5 |
11,9 |
13,9 |
14,5 |
|
Toplam BT harcaması (GSYİH yüzdesi) |
1 |
1,1 |
1 |
1 |
1,1 |
1,1 |
1,1 |
1,1 |
|
a Gerçek. b Economist İstihbarat Birimi tahminleri. c Economist İstihbarat Birimi öngörüleri. d Öngörüde bulunulan dönemde geçerli olan ve Economist İstihbarat Birimi döviz kuru öngörülerinden yararlanılarak belirlenen pazara ilişkin döviz kuru değerleri. |
Kaynak: Economist İstihbarat Birimi
Biri İzmir’deki Petkim-Aliağa tesisi, diğeri Kocaeli’ndeki Tüpraş (Türkiye Petrol Rafinerileri Anonim Şirketi)-Körfez Petrokimya tesisi ve rafinerisi olmak üzere iki petrokimya tesisi bulunmaktadır. Bu iki komplekste, çok çeşitli petrokimya ürünleri, tüm yaygın plastik malzemeleri (HDPE, LPDE, PS, PVC ve PP), aromatik bileşikler, etilen glikol, ftalik anhidrit, tereftalik asit, karbon siyahı, sentetik kauçuk, akrilonitril ve sodyum hidroksit üretilmektedir. Bu petrokimya ürünlerinin üretim toplamı yılda yaklaşık 2,9 milyon tona ulaşmakta ve yurt içi talebin yaklaşık % 25'ini karşılamaktadır.
- Petkim'in özelleştirilmesi uluslararası yatırımcılar için bir fırsattır.
- Benzersiz coğrafi konumu sayesinde Türkiye önemli bir enerji merkezidir.
- Petkim'in çok çeşitli ürünleri kapsayan portföyü sürekli olarak genişlemektedir.
- Petrokimya sanayisi ürünlerin kullanım oranı oldukça yüksektir (% 97).
Elverişli çevresel koşulları ve iklimi sayesinde Türkiye oldukça geniş bir tarım sektöründen faydalanmaktadır ve Uzak Doğu ile Afrika'daki en büyük tarım ürünü üreticisi ve ihracatçısı konumundadır. Bu, yerli üreticilerin hammadde içeriklerine kolayca erişebilmelerini sağlarken, önemli ölçüde gelişmiş perakende sektörü ise cazip bir dağıtım ağı sunar.
Türk tarım sektöründe tahıl ürünlerinin önemli bir yeri vardır ve Türkiye dünyadaki en büyük tahıl ihracatçıları sıralamasında ilk altıda bulunmaktadır. Ayrıca, baklagil üretimi, yenilebilir fındık ve kuru meyve üretiminde dünya pazarlarının hâkimiyetini elinde tutmaktadır. Büyük bir tarım potansiyeline sahip Türkiye'de çok çeşitli meyve ve sebzeler üretilmektedir; böylece, Türkiye’nin tarım endüstrisi kapsamında dondurulmuş ve konserve / kuru meyve ve sebze sektörleri hızla büyümektedir. Türkiye, zeytinyağı başta olmak üzere, bitkisel sıvı yağ miktarı ve kalitesi açısından da üst sıralardadır. Hızla gelişen organik tarım sektörünün yanı sıra unlu mamuller / hamur işi ürünleri, şeker / şekerleme, çikolata / kakao ürünleri, pasta ve bisküvi, balıkçılık ürünleri, kümes hayvanı ürünleri ve içme suyuna ilişkin sektörler de geniş çevreler tarafından geleceği olan sektörler olarak kabul edilmektedir.
Güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi, biokütle enerjisi, su enerjisi ve jeotermal enerjinin ilgili teknoloji, teçhizat ve hizmetler ile tamamlanarak kullanılması ile birlikte Türkiye yenilenebilir enerji alanında müthiş bir potansiyele sahip olmuştur.
- Jeotermal enerji potansiyeli
Türkiye’deki jeotermal enerji potansiyelinin yaklaşık 31.500 MW düzeyinde olduğu tahmin edilmektedir. Türkiye’de 470 adet jeotermal kuyu bulunmaktadır ve 187 jeotermal alan tespit edilmiştir. Türkiye’de kullanılan toplam jeotermal enerji kapasitesi yaklaşık 1.342 MW düzeyindedir.
Devlet Meteoroloji İşleri’nin (DMİ) 1966-1982 dönemi için tespit ettiği verilere dayalı olarak Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİE) tarafından güneş enerjisi potansiyeline ilişkin olarak yapılan değerlendirmeler şöyledir:
- Yıllık ortalama yalıtım süresinin toplamı 2.640 saattir (günde 7,2 saat).
- Yıllık ortalama güneş ışınımı 1.311 kWh/m²-yıldır (3,6 kWh/m²-gün).
- Türkiye’nin toplam güneş enerjisi potansiyeli yılda 35 milyon ton petrol eş değeri düzeyindedir.
- Güneş enerjisi üretiminin 2010 yılında 602 kilo ton petrol eşdeğerine, 2020 yılında ise 1.119 kilo ton petrol eş değerine ulaşması beklenmektedir.
Türkiye’nin toplam rüzgâr enerjisi potansiyeli 88.000 MW civarındayken, uygun maliyetle sağlanabilen rüzgâr enerjisi potansiyeli 10.000-12.000 MW civarındadır. Ancak, yalnızca 333,35 MW’lık kısmı şu anda kullanılmakta olan Türkiye’nin rüzgâr enerjisi potansiyelinin büyük bir kısmından yararlanılmamaktadır.
Türkiye’deki rüzgâr santrallerinin toplam kurulu kapasitesi 2006 yılında 50 MW düzeyindeyken 2007 yılında 146 MW düzeyine yükselerek önemli bir artış kaydetmiştir. Eylül 2008’den itibaren ise, kurulu kapasite 333 MW düzeyine ulaşmıştır. Onaylanan rüzgâr santrali projelerinin toplam kapasitesi 3.300 MW düzeyindedir. Bu kapasitenin 143 MW'lık kısmı yapım aşamasındadır; 1.070 MW'lık kısmı için türbin tedariki anlaşması imzalanmıştır; 1.782 MW’lık kısmı ise ruhsatlıdır.
Rüzgâr santrallerinin toplam kurulu kapasitesinin AB'ye üye 27 ülkenin 2.094 MW’lık ortalama kapasiteleri ve AB-15 ülkelerinin 3.724 MW’lık ortalama kapasitelerinin çok altında olması nedeniyle (2007), Türkiye'deki rüzgâr enerjisi pazarı hâlâ emekleme dönemindedir ve geleceğe yönelik güçlü büyüme vaatleri sunmaktadır. Avrupa Rüzgâr Enerjisi Birliği tarafından yayınlanan rakamlara göre, kurulu kapasite açısından en yüksek büyüme oranına sahip olan Türkiye diğer Avrupa ülkelerinin arasında birinci sıradadır. Türkiye’nin kurulu kapasite büyüme oranı 2007 yılı itibarıyla % 192 düzeyindeydi. Bu oran AB üyesi 27 ülkede % 18 iken Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA) ülkelerinde % 2 idi. Yüksek düzeydeki bu büyüme oranı Türkiye'nin hâlâ sahip olduğu rüzgâr enerjisi pazar potansiyelinin tamamını kullanarak ilerleme kaydetme şansı olduğunu göstermektedir.
Şu anda Türkiye’de toplam 13.700 MW düzeyinde kurulu kapasitesi olan 172 hidroelektrik santral faaliyet göstermektedir ve bu santraller yılda ortalama 48.000 GW elektrik üretmektedir. Bu miktar, uygun maliyetle sağlanabilen hidroelektrik enerji potansiyelinin % 35’lik dilimini oluşturmaktadır. Toplam kurulu kapasitesi 8.600 MW düzeyinde olan 148 hidroelektrik santrali yapım aşamasındadır ve bu santraller yılda yaklaşık 20.000 GW düzeyinde enerji üreterek uygun maliyetle sağlanabilen hidroelektrik enerjisi potansiyelinin % 14’ünü teşkil edecektir. 22.700 MW düzeyinde ek bir kurulu kapasiteden yararlanabilmek amacıyla, ileride, 1418 hidroelektrik santral daha inşa edilecektir. Böylece, 45.000 MW kapasiteye sahip toplam 1783 hidroelektrik santralde nehir suları denetim altına alınarak Türkiye’nin uygun maliyetle sağlanabilen su enerjisinden yararlanılacaktır.
Türkiye’nin teorideki hidroelektrik potansiyeli dünyanın sahip olduğu potansiyelin % 1’ini, Avrupa’nın sahip olduğu potansiyelin ise % 16'sını oluşturmaktadır. Teorik olarak Türkiye’deki kullanılabilir hidroelektrik enerji potansiyeli 433 milyar kWh düzeyinde iken teknik açıdan kullanılabilir potansiyel 216 milyar kWh düzeyindedir. Uygun maliyetle sağlanabilen hidroelektrik enerji potansiyeli ise 140 milyar kWh düzeyindedir.
Türkiye’nin temel enerji politikası enerji tedarik kaynaklarının güvenceye alınması ile ilgilidir. Enerji tedarikinin güvenceye alınabilmesi için, menşe ülkeler arasında temel enerji kaynaklarına ilişkin olarak dengeli bir kaynak çeşitlendirme uygulaması yapılmaktadır. Enerji üretimi kapsamına nükleer enerji de dâhil edilecektir.
Türkiye’nin imzaladığı enerji anlaşmaları yalnızca ülkenin tedarik kaynaklarının güvenceye alınmasına ilişkin temel kaygısına yanıt vermekle kalmayacak, sahip olduğu stratejik konumun önemini gösterebilmesini de sağlayacaktır. Jeostratejik konumundan etkili bir şekilde yararlanan Türkiye, enerji üreticisi ülkeler ile tüketici ülkeler arasında geçiş ülkesi konumuna yükselecek ve böylece jeostratejik konumunu güçlendirecektir.
5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun'da, Yenilenebilir Enerji Kaynakları (YEK), elektrik üretimi için uygun olan rüzgâr, güneş, jeotermal, biokütle, biyogaz, dalga akıntısı ve gel-git enerjisi gibi kaynakların yanı sıra, kanal ya da nehir akışı tipi veya rezervuar alanı 15 kilometrenin altında olan hidroelektrik enerji üretim tesisleridir.
- Üretilen enerjinin satın alma bedeli 10 yıllık bir dönem için kilovat-saat başına 5 Euro Cent’in veya bunun TL cinsinden karşılığının altında olmayacak şekilde garanti altına alınmıştır.
- Toplam ruhsat ücretinin yalnızca % 1’i ödenecektir.
- Tesisin bitirilme tarihini izleyen ilk sekiz yıllık dönemde, yıllık ruhsat ücretlerinden muafiyet söz konusudur.
- İlgili tesisin yıllık enerji üretim miktarının aşılmaması koşulu ile özel sektörden toptan satış fiyatına elektrik enerjisi sağlanabilir.
- Sistem bağlantısı önceliği tanınır.
- Yenilenebilir enerji temel alınarak geliştirilen, frekans ve voltaj kontrolü için tasarlanmayan birimlerin üretilmesinde bu koşullar ve gereklilikler geçerli değildir.
- Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği’nde yer alan sorumluluklardan muafiyet söz konusudur.
- Ruhsatlı toptancılara ve perakendecilere enerji satışı yapan rüzgâr santralleri ve kanal tipi hidroelektrik santraller uzlaşmaya ilişkin işlemlerden muaftır.
Ulaştırma Bakanlığı’na göre, Türkiye’de geçiş ücreti alınan bütün yollardan elde edilen toplam gelir 2008 yılında 121 milyon ABD doları idi. İstanbul Boğazı'ndan geçen iki köprüden elde edilen toplam gelir ise aynı yıl 100 milyon ABD doları idi.
Havaalanları, limanlar, demir yolları ve kara yolları altyapı açısından yatırım yapılan başlıca alanlardır. Özelleştirme İdaresi’ne göre, otoyolların ve köprülerin özelleştirilmesi öncelikli projelerin başında geliyor. Otoyolların ve köprülerin özelleştirilmesi, Türkiye'nin otoyollarını, köprülerini ve hizmet tesislerini kapsıyor. Söz konusu otoyollar ve köprüler “İşletme Haklarının Verilmesi” sözleşmesi ile özelleştirilecektir. Jeopolitik konumu nedeniyle Türkiye cazip bir portföye sahip olan bir endüstri merkezi durumundadır.
Sabiha Gökçen Uluslararası Havaalanı’nın genişletilmesi, 3 yeni havaalanının inşa edilmesi ve Bodrum Havaalanı’nın yapılması Türkiye’de gerçekleştirilmesi planlanan başlıca havaalanı projelerindendir.
1997’den bu yana, Tekirdağ, Rize, Ordu, Sinop, Giresun, Hopa, Antalya, Marmaris, Alanya, Çeşme, Kuşadası, Trabzon ve Dikili limanları özelleştirilmiştir. Liman özelleştirmesinin önemli örneklerinden birisi 36 yıllık işletme hakkı 777 milyon ABD doları karşılığında imtiyazlı olarak devredilen Mersin Limanı özelleştirmesi olmuştur. İşletme imtiyazı, 2007 yılı Mayıs ayında Singapurlu bir şirket olan PSA ve bir Türk inşaat şirketi olan Akfen ortak girişim grubuna verildi. Derince Limanı ise 2007 yılında toplam 100 milyon ABD doları değerindeki bir yatırım maliyeti ile özelleştirildi.
Birçok büyüme fırsatı sunan demir yolu sektörü de Türkiye’nin altyapı alanında potansiyeli olan pazarlarından birisidir. 13 Mart 2009’da Ankara-İstanbul hızlı tren sisteminin ilk kısmı olan Ankara-Eskişehir hattı inşa edildi. İkinci kısım olan Eskişehir-İstanbul hattının yapım çalışmaları ise hâlâ sürüyor. İstanbul Boğazı'nın altından geçirilen tünel ve yeraltı raylı sistem ağı inşaatı, Bakü-Tiflis-Kars demir yolu ve Suriye-Türkiye demir yolu Türkiye’deki çok biçimli ulaştırma olanaklarının gelişmesine katkıda bulunacaktır.
Türkiye, Avrupa'daki en büyük kara yolu taşımacılığı filolarından birini geliştirmiştir ve ülke, bölgesindeki en gelişmiş altyapıya sahiptir. Ülkenin kıtalar arasında bir köprü vazifesi görmesini sağlayan konumu Avrupa, Asya ve Afrika arasında ulaşım bağlantılarının kurulabileceği anlamına gelir.
Ülkenin ulaşım altyapısının daha güvenli ve verimli bir hale getirilebilmesi için, hükümet bir dizi politika uygulamaktadır. Söz konusu politikalar, yük taşımacılığının demir yollarına aktarılmasını ve belli başlı limanların lojistik merkezlere dönüştürülmesini kapsamaktadır. Deniz ve demir yolu ulaşım ağlarının kullanımının teşvik edilmesi için bir koridor yaklaşımı benimsenecektir ve büyük ulaştırma projelerinin inşası ve işletilmesi konusunda özel sektör-kamu sektörü ortaklık uygulamalarına öncelik tanınacaktır.
Yük nakliyesinde toplama ve dağıtım, depolama ve sınıflandırma ve konteynerlerin çeşitli ulaştırma yöntemleri ile nakledilmesi işlemleri için bütün ilgili tarafların bir araya geldiği başlangıç ve bitiş noktaları işlevini gören lojistik merkezler, ticaret hizmetlerini daha verimli hale getirir. Bürokratik işlemlerin tümü tek bir noktada tamamlanabilir.
Türkiye’nin, uzunluğu yaklaşık olarak 10.000 kilometre olan geniş bir boru hattı şebekesi vardır. Bu şebekenin 3.373 km’lik kısmı ham petrol boru hatlarından, 8.467 km’lik kısmı ise doğal gaz boru hatlarından oluşur.
Türkiye’de, petrol ve doğal gaz iletim hatlarının mülkiyeti BOTAŞ’a aittir ve BOTAŞ doğal gaz iletimi alanındaki tek yetkili kuruluştur. Geçmiş yıllarda BOTAŞ aynı zamanda dağıtımdan sorumlu olsa da özelleştirme ile birlikte günümüzde dağıtım hakları özel şirketlere de verilebilmektedir. İleriki yıllarda, iletim haklarının özelleştirilmesi de gündeme gelebilir. Doğal gaz dağıtım ruhsatları Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından çıkarılır. Ulusal petrol boru hatlarının mülkiyeti de BOTAŞ'a aittir.
Türkiye’ye gelen yabancı turist sayısı 2002-2008 yılları arasında 13 milyondan 26 milyona ulaşarak önemli bir artış göstermiştir. Bu rakamlarla Türkiye, dünyanın en fazla turist çeken ülkelerinden biri konumundadır. Gelen turist sayısı ve turizm gelirleri açılarından değerlendirildiğinde, Türkiye, turizm sektöründe önde gelen ilk on ülke arasında yer almaktadır.
Gelen Yabancı Turist Sayısının ve Turizm Gelirlerinin Yıllara Göre Dağılımı
|
2002 |
13.256.028 |
14,1 |
8,473 |
4,7 |
|
2003 |
14.029.558 |
5,8 |
13,203 |
55,8 |
|
2004 |
17.516.908 |
24,9 |
15,888 |
20,3 |
|
2005 |
21.124.886 |
20,6 |
18,154 |
14,3 |
|
2006 |
19.819.833 |
-6,2 |
16,851 |
-7,2 |
|
2007 |
23.340.911 |
17,8 |
18,487 |
9,7 |
|
2008 |
26.336.677 |
12,8 |
21,911 |
18,5 |
Kaynak: Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (BMDTÖ)
Türkiye’ye gelen turistlerin çoğunluğu Almanya ve Rusya Federasyonu vatandaşıdır.
Gelen Yabancı Turist Sayısının Vatandaşı Olunan Başlıca Ülkelere Göre Dağılımı
|
Almanya |
3.762.475 |
19,0 |
4.149.805 |
17,8 |
4.415.525 |
16,8 |
|
Rusya Federasyonu |
1.853.442 |
9,4 |
2.465.336 |
10,6 |
2.879.278 |
10,9 |
|
İngiltere |
1.678.845 |
8,5 |
1.916.130 |
8,2 |
2.169.924 |
8,2 |
|
Bulgaristan |
1.177.906 |
5,9 |
1.239.667 |
5,3 |
1.255.343 |
4,8 |
|
Hollanda |
997.556 |
5,0 |
1.053.675 |
4,5 |
1.141.580 |
4,3 |
Kaynak: Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (BMDTÖ)
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye’nin turizm sektöründeki temel denetim kuruluşudur. Turizm sektöründeki yatırımlara ilişkin bütün konular Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü’nce yürütülür. Gelecekteki yatırım planlarına destek sağlamak amacıyla turizm sektörüne yatırım yapan girişimcilerin buluşma noktası olarak oluşturulan Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği adlı özel bir kuruluş da vardır.
Türkiye’de turizm sektörüne yatırım yapılabilmesi için önerilen yatırım alanının imar planı kapsamında turizm yatırımlarına tahsis edilmiş olması gerekir. Yatırım yapılmak istenen alanın önerilen yatırım tipi için uygun olup olmadığını öğrenmek isteyen yatırımcı ilgili belediyeye ya da doğrudan doğruya bakanlığa başvurabilir. İmar planının açıklığa kavuşmasının ardından atılacak adım Turizm Bakanlığı’nca verilen turizm yatırım belgesi için başvuruda bulunulmasıdır. Bu başvuru Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü’ne gönderilir.
Her yıl giderek daha fazla sayıda turist çeken ve küresel turizm sektöründeki ününü istikrarlı bir şekilde artıran bir ülke olan Türkiye yabancı pazarlardaki değişen tüketici tercihlerini dikkate alarak ve golf, kış turizmi, dağ turizmi, yat turizmi, kongre turizmi ve ekoturizm alanlarındaki etkinlikleri geliştirerek turistlere cazip gelebilecek yeni etkinlikler sunmaya devam etmektedir. Fiyatlar, hizmet kalitesi ve jeotermal kaynaklar açısından Türkiye'nin sahip olduğu rekabet avantajı sayesinde, Türk turizm sektörünün bir başka önemli noktasını oluşturan sağlık hizmetlerine yönelik talep giderek artmaktadır.
Turizm yatırım belgesi olan bütün yatırımcılar aşağıdaki teşvik olanaklarından yararlanabilir:
- Vergi indirimi
- Yatırım kredileri
- Yatırım primleri
- Turizmi geliştirme fonlarına erişim olanağı
- Düşük faizli ve uzun vadeli krediler
- Gümrük vergilerinden kısmi muafiyet
- Arazi tahsisi
Türkiye, Birleşmiş Milletler (BM), İslam Konferansı Örgütü (İKÖ), Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) kurucu üyelerinden biridir; ayrıca 1949 yılından beri Avrupa Konseyi’nin ve 1952 yılından beri NATO'nun üye ülkesidir. Türkiye Cumhuriyeti, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİÖ), Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) ve D-8 (kalkınmakta olan 8 ülke) üyesidir. Türkiye, aynı zamanda, dünyanın en büyük 20 ekonomisini bir araya getiren G20’nin de üyesidir.
|
|
| |
|