23.05.2008

"Yabancı yatırım miktarı 30 milyar doları bulabilir"

Referans - OECD Danışmanı ve AB-Türkiye Uzmanı Charles Kovacs, 'Türkiye'nin önünde AB'ye katılmak için 10-15 yıl var. Bu süreçte ekonomik istikrarı gözden kaçırmazsanız hem AB hem de Türkiye kazanır' dedi. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) Danışmanı ve AB-Türkiye Uzmanı Charles Kovacs, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) katılması için önünde en az 10-15 yıl olduğunu belirterek "AB sürecinde en önemli kozunuzdan biri ise ekonomik potansiyeliniz olacak" dedi. Şu anda 500 milyar dolar olan Türk ekonomisinin 15 yıl içinde 1.5 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşacağını öngördüklerine dikkat çeken Kovacs, bu rakamın 15 yıl sonra AB ekonomisinin yüzde 6-7'sini oluşturacağını söyledi. Referans ve Hürriyet Gazetesi'nin sponsorluğunda, Yeditepe Üniversitesi, İktisadi Kalkınma Vakfı ve EurActiv Türkiye'nin ortaklaşa düzenlediği AB konferanslar dizisinin ilk konuğu olarak Türkiye'ye gelen Charles Kovacks, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecini değerlendirdi. "Avrupa'nın Türkiye'nin Üyeliğine Bakışı, Katılım Dinamikleri ve Stratejileri" başlıklı konferansta AB'ye katılımın avantaj ve dezavantajlarını değerlendiren Kovacks, AB'nin avantajları arasında "problemli bir ülkenin stabilizasyonu"nu sayarak Türkiye'nin yurtdışında "tehlikeli kavşaklardan geçmekte olan bir ülke" imajı verdiğini söyledi. Geçen yıl Türkiye'ye giren yabancı sermaye rakamının 20 milyar dolara ulaşmasının bir başarı hikâyesi olduğunu vurgulayan Kovacs, "Bundan 10 yıl önce ABD'de Türkiye ile iş yapan birini bulmak mümkün değildi. Yatırımlarla ilgili bilgi çok kısıtlıydı. Ancak özelleştirmeden sonraki süreç ve geçen yıl bir dönüm noktası oldu" diye konuştu. Yatırımcılara istikrarlı bir ortam sunulduğu takdirde bu rakamın rahatlıkla 30-40 milyar doları bulacağını ifade eden Kovacs, "Aslında hiçbir üst limit yok, yeter ki yatırımcılara gerekli istikrar ortamını sağlamaya devam edin" dedi. Kovacs, ekonomideki istikrarın AB'ye katılım sürecinde Türkiye'nin elindeki en önemli kartlardan birini oluşturduğunu vurgulayarak şöyle devam etti: "Türkiye'nin büyüme rakamlarına baktığımızda 15 yıl içinde 1.5 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşacağını öngörüyoruz. Bu rakam şu andaki AB'nin yüzde 10'unu oluşturuyor. Tabii ki bu süreçte AB de büyüyecek, o zaman da Türkiye yine AB'nin yüzde 6-7'sini oluşturacak." Şu anda hem AB'nin hem de Türkiye'nin zor dönemeçlerden geçtiğini belirten Kovacks, "AB bir yandan genişleme, sosyal yardım, çokkültürlülük konusunda kendi içindeki soru işaretlerini çözmeye çalışıyor, diğer yandan da yeni üyelerini sindirmeye çalışıyor" dedi. Türkiye'nin AB için avantajlarını sıralayan Kovacs, "Türkiye AB için güçlü bir ekonomik ve askeri kaynak, Orta Asya ve Ortadoğu'ya bir köprü anlamına geliyor. Bunun yanı sıra katılım AB için hemen yanı başındaki potansiyel problemlere gebe bir ülkenin stabilizasyonunu sağlayacak" diye konuştu. Amerika veya Avrupa perspektifinden bakıldığında Türkiye'nin laik mi olacağı, yoksa daha geleneksel bir yola mı sapacağının tartışıldığını anlatan Kovacs, "Türkiye'nin nereye gideceği konusunda kafalarda soru işaretleri var. Ancak AB'nin bir parçası olan Türkiye'nin gündemi tüm bunlardan arınmış olur. Birçok sorun kendiliğinden sona erecek" dedi. 15 yıl sonra dünyanın çok daha farklı dinamiklere sahip olacağını dile getiren Kovacs, bu süreçte Türkiye'nin öneminin çok daha fazla artacağını vurguladı. Konuşmasında Türkiye'nin üyelik için önünde en az 10-15 yıl olduğuna dikkat çeken Kovacs'a, "Türkiye'nin 2014 yılı bütçe dönemi sonrasında üye olabileceği gibi bir beklenti" olduğunun hatırlatılması üzerine, "Bu bir bütçe dönemi meselesi. AB, Türkiye'nin üyeliğini gelişmelere göre daha sonraki bütçe dönemlerini bahane ederek istediği kadar erteleyebilir" şeklinde konuştu. AB-Rusya ilişkileri açısından enerji konusunun çok kritik bir aşamaya geldiğini de vurgulayan Kovacs, Rusya'daki yeni yönetimin eskisinden daha sert olduğuna ve bu durumun AB'yi zorlayacağına dikkat çekti.