​​
<p>​​​5.<br></p>

​​​5.

​​​88,5 GW kurulu kapasite ile Türkiye’nin Avrupa elektrik pazarındaki sıralaması.​
<p>​5.<br></p>

​5.

​155 Mtoe ile Türkiye’nin Avrupa’da enerji tüketimindeki sıralaması.​​
<p>​4.<br></p>

​4.

​1,3 GW ile Türkiye’nin küresel jeotermal güç üretim kapasitesindeki sıralaması.
​4.<br>

​4.

​49,3 bcm ile Türkiye’nin Avrupa’da doğal gaz tüketimindeki sıralaması.


​​

Türkiye'de büyüyen ekonomi ve artan nüfus, enerji ve doğal kaynaklara ihtiyacın gittikçe artmasına neden olmaktadır. 2002 yılından bu yana yıllık %5,5 büyüme ile OECD'de en hızlı büyümeyi kaydetmiştir. Bu tarih itibarıyla, Türkiye’nin temel enerji arzı 17 yılda iki kat artışla 78,4 Mtoe’den 155 Mtoe’ye yükselmiştir. Türkiye’nin artan ekonomik performansı, toplam kurulu kapasitede 31,8 GW’dan 88,5 GW’a, elektrik tüketiminde ise 2018 yılı sonu itibarıyla 132,6 TWh’den 305,5 TWh’ye kayda değer bir yükseliş gösteren elektrik üretim altyapısına da yansımıştır. Ülkenin artan ihtiyaçlarını karşılamak için, mevcut kapasitenin, 2019-2023 dönemi için 11. Kalkınma Planı'nda da ifade edildiği üzere özel sektör yatırımlarının artırılarak 2023 yılına kadar 110 GW'a ulaşması beklenmektedir.

2002 yılından bu yana devam eden özelleştirme ve serbestleştirme programının başarısı, tüm elektrik dağıtım varlıklarının yanı sıra elektrik üretim varlıklarının %78'ini özel sektöre devretmiş ve Hazine için 23 milyar ABD doları gelir sağlamıştır. Aynı dönemde enerji üretim, iletim ve dağıtım varlıklarında yaklaşık 100 milyar ABD doları değerinde yeni kamusal ve özel yatırım tamamlanmıştır. Elektrik üretim varlıklarının özelleştirilmesi ve özel yatırımların önünü açma stratejisi, özel kuruluşların elektrik üretiminde 2002 yılında %40 olan paylarının 2018 yılında %85'e çıkmasını sağlamıştır. Piyasadaki serbestleşmeyi ve rekabeti arttırma stratejisi kapsamında, elektrik ve gaz ürünleri de dâhil olmak üzere enerji piyasalarının yönetiminden ve işletilmesinden sorumlu olan Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. (EPİAŞ) 2013 yılında kurulmuştur.

Türkiye'nin serbestleşme çabalarıyla desteklenerek öne çıkan ekonomik performansın 2002 ve 2018 yılları arasında yaklaşık 209 milyar ABD doları tutarında Doğrudan Yabancı Yatırım (DYY) çekilmesine olanak tanımış ve bu tutarın yaklaşık 18 milyar ABD doları kadarı da enerji sektörüne aktarılmıştır. 2018 yılında yatırımcılar, çeşitli sektörlerde 256 anlaşma ile toplam 12 milyar ABD doları tutarında birleşme ve satın alma faaliyetleri gerçekleştirmiştir ve enerji sektörü 400 milyon ABD doları ile şirket birleşme ve devralmaları işlem hacmi açısından lider sektörler arasında yer almaktadır.

Kuşkusuz, Türkiye, enerji ihtiyacının %73'ünü ithalatlar yoluyla elde eden net bir enerji ithalatçısı ülkedir. 2017 yılında ithal edilen enerji tutarı neredeyse %15,6 artışla 2018 yılında 42,99 milyar ABD dolarını bulmuştur. Bununla birlikte, belirli yıllardaki dalgalanmalar dışında, faturalar 2012 yılında 60,1 milyar ABD doları iken 2017 yılında 37,2 milyar ABD dolarına inerek belirgin bir düşüş eğilimi göstermiştir. İthalat bağımlılığı, yerel ve yenilenebilir enerji kaynaklarını devreye almak için yeni politika ve yatırım modellerinin oluşturulması ve uygulanmasının arkasındaki temel itici güç olmuştur.

Önemli miktarda yenilenebilir enerji potansiyeline sahip Türkiye’deki bu potansiyelin kullanımı son on yılda artış göstermiştir. 2018 yılı sonu itibarıyla, toplam kurulu kapasitenin 28,29 GW’ını hidro, 7,01 GW’ını rüzgâr, 5,07 GW'ını ise güneş kaynakları oluşturmaktadır. Yerelleşmeyi teşvik etme çabalarının bir parçası olarak, Türk hükumeti, yenilenebilir enerjilerin payını %30'a çıkararak, jeotermal kurulu kapasiteyi 2023 yılına kadar 3 GW’a ve 2027 yılına kadar da güneş ve rüzgâr kurulu kapasitesinin her birini 16 GW’a artırmayı öncelik olarak belirlemiştir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının 2020 sonrasındaki pazar konumunu güçlendirmek için elverişli bir yatırım ortamı oluşturmak amacıyla, hükumet farklı yatırımcı türlerini ele alan ve kazançlı teşvik araçlarıyla desteklenen, lisanssız (küçük ölçekli), lisanslı (orta ölçekli) ve YEKA (büyük ölçekli) gibi çeşitli yatırım modelleri tasarlamıştır. 

Elektrik üretimi için çevresel standartlara uygun olarak yerel kömür rezervlerinin kullanılması da yerelleştirmeyi artırmanın bir aracı olarak öncelikli hale getirilmiştir. Hükumet, çevresinde kömürle çalışan elektrik santralleri inşa etmek ve işletmek zorunluluğu ile kömür rezervlerinin özel sektöre devredilmesine dayanan yeni bir ihale mekanizması benimsemiştir. Türkiye, toplamı 17,3 milyar ton olan ve çoğunlukla linyitten oluşan önemli miktarda kömür rezervi ne sahiptir. Ana kömür rezervleri Kangal, Orhaneli, Tufanbeyli, Soma, Tunçbilek, Seyitömer, Çan, Muğla, Çayırhan, Afşin-Elbistan, Karapınar, Tekirdağ, Alpu ve Afyonkarahisar’da bulunmaktadır. Bu rezervlerin arasında Afşin-Elbistan sahası 4,8 milyar tonluk linyit rezervi ile Türkiye’nin toplam linyit rezervinin %28’ini barındırmaktadır. Ters ihaleye tabi olacak alanlar 6,4 GW kurulu üretim kapasitesi potansiyeline sahiptir.

Türkiye’nin doğal gaz sektörünün de sürekli gelişme kaydettiğini unutmamak gerekir. Tedarik güvenliği ve mevsimsel gaz gönderim kapasitesini artırmak için Türkiye, 2018 yılında iki adet Yüzer Depolama ve Gazlaştırma Ünitesi (FSRU) terminali devreye alarak Tuz Gölü Doğal Gaz Depolama Tesisi'nin ilk aşamasının açılışını yapmıştır. Bu yatırımların bir diğer amacı da, Türkiye’nin 4 bcm olan mevcut gaz depolama kapasitesini artırarak 2023 yılı itibarıyla 11 bcm seviyesine getirmektir. 

Büyük enerji tüketicileri ve tedarikçilerinin kesişim noktasında bulunan Türkiye, bölgesel enerji merkezi görevi üstlenen stratejik bir konuma sahiptir. Mevcut ve planlanan petrol/doğal gaz boru hatları, kritik Türk boğazları ve Türkiye’nin dört bir yanındaki ümit veren hidrokarbon rezervleri, bölgesel projeler üzerinde daha fazla avantaj sağlamakta ve ülkenin geçit niteliğindeki konumunu pekiştirmektedir. 

Türkiye enerji verimliliği konusunda önemli adımlar atmıştır. Türkiye, 2018 yılında kabul edilen Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nda, 2033 yılına kadar toplam 30,2 milyar ABD doları tasarruf etmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda, 2023 yılına kadar yaklaşık 11 milyar ABD doları yatırım yapılarak, 23,9 Mtoe'ye eşdeğer enerji tasarrufu sağlanacaktır. Bu tasarruf, temel kullanım senaryosuna kıyasla, Türkiye'nin temel enerji tüketiminin 2023 yılında %14 azaltılmasına eşdeğerdir. Verimlilik çalışmalarının bir parçası olarak Türkiye, hem 2023 yılına kadar 20.000 kişiye ek istihdam sağlayacak, hem de 4,2 milyar ABD doları değerinde enerji santrali yatırımına olan ihtiyacı ortadan kaldıracaktır.​

ÖNDE GELEN OYUNCULAR

HIZLI BAĞLANTILAR